Sonbaharı Karşılamak
Wednesday, 2 September 2009
Yıl içerisinde en çok sevdiğim 2 dönem vardır. İlki, Aralık ayının son 2 haftası, ikincisi ise içinde olduğumuz şu günleri de kapsayan Eylül ayı…
Aralık ayını çok severim çünkü 22 Aralık’ta doğmuş olmam nedeniyle zaten en baştan özel bir ay benim için. Bunun yanında kış mevsimini çok seven biri olarak, kışın iyiden iyiye kendini hissettirmeye başladığı günlerin bu ayın son dönemlerine rastlaması, ayrıca yeni yılın ve kutlamalarının yaklaşıyor olmasını, bu ayı diğerlerinden daha çok sevmemin en önemli nedenleri olarak gösterebilirim.
Eylül ayına gelince; bu ay fırsatlar, başlangıçlar ayıdır benim için. Bunaltıcı ve genelde sıkıcı geçen uzun yaz günleri biter, yeterince özlenmiş olan okul günlerine hazırlık başlar büyük bir hevesle.

Yine aynı duyguları hissettiriyor bu günler. Huzurla ve yeni umutlarla hazırlanıyorum önümdeki akademik yıla..
Benzer duyguları yaşadığım, hayatımın gidişatını etkileyecek olaylar yaşayacak olmamdan habersiz, bambaşka umutlar peşindeki ‘ben’in yazdığı bir yazıyı tekrar burada paylaşmak istiyorum. Yazının son 2 paragrafını kestim. Çünkü artık benim içim pek değeri olmayan şeyler barındırıyordu içinde.
Bu günlerde yaşadığım heyecanın kaynağı ilkokul yıllarıma dayanıyor sanırım. Çünkü uzun, sıcak ve fazlasıyla sıkılınarak geçirilmiş bir yaz tatilinin ardından, görece daha mutlu geçen ilkokul günlerine başlamak ve o günler için hazırlık yapmak inanılmaz mutluluk verirdi bana.
Okul hazırlığının verdiği heyecanla, sokaklarda hafif esen serin rüzgarda, kurumuş yaprakların arasında yürümek, içinde olduğum günleri daha büyülü kılardı. Aslında o yürüyüşlerimin ne kadar güzel ve değerli olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Çünkü her sonbahar kendini hissettirmeye başladığında, o büyülü günlere dönüyorum sanki. Ve o mutluluğu, heyecanı ve huzuru tekrar yaşıyorum.
İşte böyle duygular içerisinde karşılıyorum sonbaharı…
Umarım siz de benzer duygularla, huzurla karşılıyorsunuzdur sonbaharı…
Hoşçakalın…









